TuxWorkshop

Cooking For Engineers

Kızımla filmini seyrettikten sonra gerçekte nasıl bir şey bu Ratatouille diye araştırırken karşıma çıkan enteresan bir site : Cooking For Engineers. Sloganları da “Have an analytical mind? Like to cook? This is the site to read!”. Seviyorum ben bu geek insanlarını.

fsf.org

Özgür Yazılım Vakfı (FSF) web sitesini değiştirmiş, rengârenk bir şey olmuş. Sitenin yıllar içinde gelişimine göz atarsak, birilerinin RMS‘ nin dikkatini başka bir şeye çekip geliştirmeyi gizlice yaptığından şüpheleniyorum. Ayrıca sitenin inşasında (yine) Plone kullanıldığını da not düşeyim.

Koyun Gibiyiz Vesselâm

Burada yazan habere göre; “Kalabalık gruplar halindeki insanlarla koyunlar arasında davranış biçiminde fark yok.”

Bu habere bu şiir yakışmaz mı?

DÜNYANIN EN TUHAF MAHLUKU

Akrep gibisin kardeşim,
korkak bir karanlık içindesin akrep gibi.
Serçe gibisin kardeşim,
serçenin telaşı içindesin.
Midye gibisin kardeşim,
midye gibi kapalı, rahat.
Ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim.
Bir değil,
beş değil,
yüz milyonlarlasın maalesef.
Koyun gibisin kardeşim,
gocuklu celep kaldırınca sopasını
sürüye katılıverirsin hemen
ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye.
Dünyanın en tuhaf mahlukusun yani,
hani şu derya içre olup
deryayı bilmiyen balıktan da tuhaf.
Ve bu dünyada, bu zulüm
senin sayende.
Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer
ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak
kabahat senin,
— demeğe de dilim varmıyor ama —
kabahatın çoğu senin, canım kardeşim!

1947

Nâzım Hikmet

Nokia Trolltech’i Satın Alıyor !

Burada yazan basın duyurusuna göre, dünya GSM devi Nokia, Trolltech‘ i satın alıyor. Bana kalırsa çok acayip gelişmelerin habercisi bu. Buradan Nokia ve Trolltech’ in açık kaynak kod caimasına yazdığı açık mektup okunabilir. Nokia’ nın pazardaki hakimiyeti ve pazarlama gücünün Trolltech’e, dolayısıyla QT’ ye, dolayısıyla tüm açık kaynak kod dünyasına bir hareketlilik getireceğini düşünüyorum. Internette okuduğum bazı yorumlar Nokia’ nın sadece QTopia ile ilgilendiği ve QT’ nin asıl büyük avantajlarını ıskalayabileceği yönünde. Hatta Nokia’ nın QT’ nin büyüsünü bozacağını düşünenler de var. Bekleyip göreceğiz, umarım QT ve KDE kullanan herkes için eğlenceli ve güzel bir şeylerin başlangıcı olur.

Qt GPLv3 Oluyor

Burada yazan basın duyurusuna göre, Trolltech Qt’nin lisansını GPLv3‘e dönüştürüyor. Acaba bu, KDE 4.1 de GPLv3 olacak mı demek? Bu işe hepimiz mutlu olacağız ama en çok Richard Stallman olur herhalde.

Be free

kde 4.0

Son Zamanlarda Okuduklarım

Deniz’e kitap bakmak için Armada Remzi Kitabevine gittiğimizde yeni çıkanlarda rastlamıştım Yılmaz Tekin’ in siMİTçi -olmak isteyenler için önerileri- kitabına. Emekli bir MİT mensubunun okurken gülümseten, MİT’e girişini, tayinleri… Gülümseyerek okuduğum hikayelerden en çok aklımda kalanı, kuruma yeni alınan gençlere amirleri tarafından ‘Genel Adab-ı Muaşeret ve Görgü Kuralları’ kitabının hediye edilmesi oldu. Bunu bitirince yıllardır okumak istediğim ama bir türlü denk getirip okuyamadığım Bay Pipo‘ yu aldım. Benim satın aldığım 51. baskı idi, o kadar çok zamandır satışta / o kadar çok satmış. MİT’ le ilgili anlatılanlar bu sefer o kadar neşeli hatıralar değildi, kitabı mutsuz şekilde bitirdiğimi söyleyebilirim. Hemen peşinden de Erdal Sarızeybek‘ in İhaneti Gördüm kitabına başlayıp bitirdim. Emekli albay Sarızeybek kitabında güneydoğuda yaşanan terörün neden bir türlü bitirilemediğini kendi bakış açısından sunuyor. Hızlı bitirdiğim bir kitap oldu.

Sonra çocukken hızlı okuduğum, aklımda çok az kısmı kalan Kemal Tahir kitaplarına döndüm. Tertemiz yeni baskılarını aldığım ‘Esir Şehir Üçlemesi’ kitaplarını bir haftada bitirdim: Esir Şehrin İnsanları, Esir Şehrin Mahpusu, Yol Ayrımı. Kemal Tahir’i okumak zihnimi tazeledi. Keşke elimde olsa da tanıdığım herkese bu üçlemeyi okutturabilsem.

Sonra da tarih kitaplarına sardım. İstanbul’ un fethi ile ilgili hep yabancı kaynaklardan derlenmiş birşeyler okumak isterdim. 1453 Son Büyük Kuşatma, tam da böyle bir tarihi kitap. Türklerin (ve beraberlerindeki diğer Müslüman milletlerin) İstanbul’ u fethetmek için nasıl çabaladıklarını, fetihten sonra Fatih’ in İstanbul’ un yağmalanmasının önüne geçmek için nasıl çabaladığını ama başarılı olamadığını, Fatih’ in kendisini neden sadece Osmanlı değil aynı zamanda Doğu Roma İmparatoru olarak da gördüğünü öğrendim. Gemileri karadan yürüten Fatih’ i evliyalarla konuşan mukaddes bir komutan değil; zeki, hırslı ve güçlü bir lider olarak resmetmiş kitap. Roman tadında okundu, bir hafta içinde bitti.

Mika Waltari isimli Finlandiyalı yazarın yazdığı Seyyah isimli romanı bunun hemen sonrasında okudum. Kanuni Sultan Süleyman - Muhteşem Süleyman - (ve tabi ki Hürrem Sultan) dönemini anlatan bu roman, sanırım bugüne kadar okuduğum en iyi tarihi romandı. Kitapta Topkapı Sarayı, Cezayirli korsanlar, Piri Reis, Mimar Sinan, Viyana kuşatması birer birer girip çıkıyor anlatıma. Bu tarz romanları sevmeyenlere bile rahatlıkla tavsiye edebilirim.

Şimdi ise Namık Doymuş’ un Doğan Kitap’tan çıkan İsyan İsyan isimli tarihi roman kitabını okuyorum. Yazarın anlatımını pek beğendiğimi söyleyemem. Bir türlü istediğim ritmi tutturamadım okurken. Ama Aydın ilinde ‘yarin yanağından gayri her yerde / her şeyde / hep beraber’ sloganıyla Osmanlı’ya isyan etmiş Şeyh Bedrettin müridi Börklüce Mustafa ‘yı, Serez çarşısında idamlarını, Sisam Paşa’ nın altı bin Osmanlı askerini Börklüce’ ye nasıl kırdırdığını anlatan çok da fazla kitap yok. Bireysel mülkiyetin yok edilmeye çalışıldığı dünyadaki belki de bu ilk deneyim, sanki hiç yaşanmamış gibi geçiliyor tarih kitaplarımızda. Oysa ki Yıldırım Beyazıt’ ın Ankara savaşında Timur’a yenilmesi ile başlayan ve 11 yıl süren Fetret Devri, neredeyse Anadolu’da Osmanlı varlığının yok olduğu, sonrasında küllerinden yeniden doğup üç kıtaya yayıldığı bir kargaşa zamanını kapsıyor.

Bize tarihimizi yanlış öğretenler utansın. Ne kadar karmaşık, ne kadar renkli, ne kadar soylu bir tarih oysa Anadolu’ da var oluşumuz. Bizim resmi öğretimiz ise : Almanlar yenilince biz de yenik sayıldık !

Okunacak ne kadar çok şey var, okuyacak ne kadar az zaman var.

Feist

Leslie Feist‘i nasıl olmuş da bu zamana kadar farketmemişim. iPod Nano reklamını görene kadar 1976 doğumlu Kanada’ lı bu hatun kişinin varlığından bile haberdar değildim, üç gündür ise başka bir şey dinlemiyorum. Bu da resmi web sitesi imiş.

Can’t you see he’s the man

tenacious d - Classico

(uyarı : güfte 11 adet fu***ng içermektedir)

Turn The Page (Here I am, on the road again)

Yine yollara düşeceğiz albümünden : Metallica / Turn The Page

older posts ::